ÖĞRENME

Öğrenme nedir? Öğrenme, tekrar ve yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen değişikliklerdir. Davranışlar genel olarak doğuştan gelen davranışlar (içgüdüsel, refleksif), geçici davranışlar (öğrenme kabul edilmez, hastalık, ilaç vb. etkenlerle oluşur) ve sonradan kazanılan davranışlar (öğrenme ürünü) olmak üzere üçe ayrılır.

Öğrenmenin hangi şartlarda nasıl gerçekleştiğini; öğrenme sürecinin nasıl işlediğini ve ilkelerini belirleyen bilime ise öğrenme psikolojisi denir. Farklı yaklaşımlarda farklı öğrenme kuramları mevcuttur. En temel haliyle davranışçı, bilişsel, duyuşsal ve nörofizyolojik olmak üzere dört grupta toplanabilir:

Davranışçı öğrenme kuramlarına kısaca göz atacağız:

-Pavlov, Klasik Koşullanma

-Watson ve Guthrie, Bitişiklik Kuramları

-Thorndike, Bağlaşımcılık Kuramları

-Skinner, Edimsel Koşullanma

Davranışçılar, İngiliz filozof John Locke’un “tabula rasa” anlayışını benimser. Buna göre insan zihni doğduğunda boş bir levha gibidir. Bütün davranışlar öğrenilmiştir.

Pavlov ve Klasik Koşullanma

Pavlov uyarımla ilgili bir çalışma yaparak klasik koşullanmanın prensiplerini geliştirmiştir.

Öğrenmede uyarıcı-tepki ilişkisinden söz edilir. Buna göre uyarıcı, duyu organını harekete geçiren herhangi bir nesne, enerji değişmesi iken; tepki ise organizmanın uyaran karşısında gösterdiği davranıştır.

Pavlov’un deneyi klasik koşullanma ya da birleşik öğrenme olarak tanımlanır. Pavlov deneyinde köpeğin salya salgılamasını zil sesine koşullamıştır.

Şöyle ki, köpek yiyecek verildiğinde salya salgılarken yiyecek koşulsuz uyarıcıdır yani her zaman aynı tepkisel davranımı uyandıran uyarıcıdır. Zil ise koşullu uyarıcıdır yani öğrenilmiş olan uyarıcıdır. Zil sesi, koşulsuz uyarım olan yiyecek ile birleştirilerek koşullu uyarım haline getirilmiştir. Önceden zil sesine salya salgılamayan köpek, hemen ardından yiyecek verme işlemi tekrarlandıkça yaşantı sonucu zil sesinin yiyeceğin yerini aldığı bir tepki vermiştir.

Pavlov, koşullu öğrenmede dört madde üzerinde durmuştur:

Genelleme, ayırt etme, söndürme ve kendiliğinden geri gelme.

Genelleme: Şartlı uyarıcılar veya bunlara benzer uyarıcılar karşısında benzer biçimde tepki gösterilmesidir. Ayırt etmenin tam tersidir. (Zil örneğinde, özel bir zile koşullanmış olsa dahi farklı tondaki bir zil sesine de salgı salgılanması gibi)

Söndürme ise zil sesinden sonra köpeğe yiyecek verilmezse yani işlem tekrarlamazsa koşullanmış davranımda görülecek zayıflamadır. Kendiliğinden geri gelme ise tepkinin bastırılmış olduğu anlamına gelir. Yeniden zil kullanımıyla birlikte yiyecek verildiğinde salgılamanın geri gelmesi söz konusudur.

Klasik koşullanma yoluyla öğrenilen (koşullu) tepkiler üç şekilde ortadan kaldırılabilir: Sönmeyi bekleme (pekiştirilmeyen davranışlar), Karşıt koşullama (bastırma, itici bir uyaran verme) ve Sistematik duyarsızlaştırma (organizmanın uyaranla sürekli karşılaşması sonucu daha önce gösterdiği koşullu tepkiyi artık vermemesi)

Watson ve Davranışçılık

Watson, Pavlov’un koşullu refleksle ilgili görüşlerini kendisine uygun bir model olarak almış ve klasik koşullanmayı, insanın refleksif olmayan davranışlarının öğretilmesinde de kullanılabileceğini öne sürmüştür. Ona göre insan davranışlarını etkileyen en önemli faktör çevredir ve de öğrenmeye ilişkin üç temel görüşü vardır: En son ve en sık ilkesi, Bitişiklik ilkesi ve Korku şartlanması.

Korkusu olmayan bir çocuğun ona yapılan bir uyarı ile korkak olabileceğini gösteren bir deney yapmıştır. Albert isimli çocuğun beyaz tavşan korkusu yok iken, tavşanı görmesiyle birlikte şiddetli bir gürültü verildiğinde ve bu işlem tekrarlandığında bir süre sonra çocuğun, tavşandan korktuğu gözlemlenmiş hatta beyaz renkteki farklı nesnelerden de korkmuştur. Bu deney günümüzde etik bulunmamaktır.

Thorndike ve Bağlaşımcılık Kuramları

Thorndike’ye göre öğrenme, bir problem çözme sürecidir ve deneme-yanılma yoluyla gerçekleşir. Öğrenmede geçmişte kurulmuş olan uyarıcı-tepki arasındaki bağlardan yararlanılır. Ödül ve haz ilkesi davranışın devamlılığında rol oynar.

Skinner ve Edimsel Koşullanma

Edimsel davranış, uyarıcı tarafından oluşturulmaz, organizma tarafında ortaya konur. Davranıştan sonra gelen uyarıcı şayet haz yaratırsa davranış tekrar edilir. Edimsel koşullanma ödüle götüren veya cezadan kurtaran bir davranışın yapılmasını öğretir. Buna ilişkin yapılan bir deneyde aç bir fare kafese bırakılmıştır. Fare rastgele bir mandala dokunmuş ve kafese yiyecek düşmüştür. Fare yiyeceği yemiş ve ödüllenmiştir böylece gitgide daha hızlı mandala gitmiş ve oraya basarak yiyeceği elde edeceğini öğrenmiştir. Böylece öğrenilmiş bir edim, yani davranış oluşmuştur.

Davranışın devamı pekiştireç ile sağlanır. Olumlu ve olumsuz pekiştireçler vardır. Pekiştirmenin nasıl, ne zaman gerçekleşeceğini belirten yönergelere Pekiştirme Tarifeleri denir. Sürekli, aralıklı ve oranlı pekiştirme tarifeleri vardır. En verimli pekiştirme tarifesi “değişken oranlı pekiştirme”dir . Pekiştirecin kaç davranış sonucu ortaya çıkacağı belli değildir.

Hoşa gitmeyen durum yaratan uyarıcı ise cezadır. Bu bağlamda ceza; organizmanın istemediği bir şey olabileceği gibi istediği bir şeyin verilmemesi de olabilir. Skinner’a göre ceza, yeni ve istenilen davranışın öğretilmesini sağlamaz. İstenilmeyen davranışın yapılmamasını değil, yapıldığında yakalanmamayı öğretir.

Daha detaylı okumak isterseniz:

Bknz 1: https://sites.google.com/view/ogrenmepsikolojisi/ana-sayfa?authuser=0

Bknz 2: http://www.kpsskonu.com/egitim-bilimleri/ogrenme-psikolojisi/

İdil Güney Şimşek tarafından yayımlandı

Yaratıcı Drama Lideri & Reklamcı. Yazar oynar, seslendirmeyi sever.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: